Tuesday, March 7, 2017

U P D E T E - 8 Mart vesilesiyle Genel Kurul’da yaptığım konuşmada Ermeni feminist kadınları andım. By Selina Dogan








Image may contain: 4 people, textImage may contain: 1 person, sitting and indoor



8 Mart vesilesiyle Genel Kurul’da yaptığım konuşmada Ermeni feminist kadınları andım. Bu topraklarda kadın mücadelesinin en önemli isimleri olan feminist yazar/düşünür ve aktivistler olan Elbis Geseratsyan, Sırpuhi Düsap, Zabel Asadur, Zabel Yesayan ve Hayganuş Mark’ı anmak benim için tarihi bir görevdi.
Değerli milletvekilleri,
Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bugünle ilgili sanırım söylenmedik söz, yazılmadık cümle kalmamıştır. Bu kadar çok gündeme gelmesine karşın halen bu ülkede ve dünyada büyük bir kadın sorunu yaşıyorsak demek ki tartışmayı doğru yürütmüyoruz. Ya da söylenen ve verilen sözler samimiyetten uzak ve gündemi geçiştirmek için söyleniyor.
Yüzyıllardır ataerkil düzenin yarattığı ve büyüttüğü kadın sorunu kuşkusuz çok boyutlu ve çetrefilli bir konu. Yaşamın hemen her alanında cinayetten emek sömürüsüne, tacizden ayrımcı söyleme kadar karşımıza çıkan bu sorunu ortadan kaldırmak elbette bugünden yarına mümkün olmayacaktır.
Biz kadınlar olarak bunun bilincindeyiz. Ancak yine de insan her 8 Mart’ta birbirinden güzel mesajlar vermeyi ihmal etmeyen erkek siyasetçilerin 9 Mart’ta bu sözlerini unutmamasını bekliyor.
Bugün bu Parlamento’da halen “cinsiyetçi söylemi” cezalandıracak bir İçtüzük değişikliği yapamamışsak, okullarda çocuklarımıza toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını öğretemiyorsak sokaklardaki cinayetleri de durdurmaktan bahsedemeyiz.
Hep birlikte Yüzyılı aşan kadının insan hakları mücadelesini yükseltmek durumundayız. Aslına bakarsanız bugün omuzlarımızdaki sorumluluklar daha da fazla. Her tarafımız savaş ve çatışmalarla dolu. Bu savaşların en büyük mağdurları her zaman olduğu gibi yine kadınlar oluyor. IŞİD’in köle etmek istediği kadınlar bugün bizim ülkemizde yaşam mücadelesi veriyor. Yine ülkemizdeki çatışmalı sürecin ve OHAL’in en büyük mağdurlarının kadınlar olduğunu da unutmayalım.
* * * * * *
Ben aldığım bu söz vesilesiyle tarihin bana yüklediği bir görevi de burada yerine getirmek istiyorum. Dünyada ve Türkiye’de yüzyılı aşkın bir kadın hakları mücadelesi ve feminizm tarihi var.
3 dalga ya da döneme ayrılan feminizm tarihinde 1’inci dalga kadınların medeni kanun ve siyasal haklar talepleri olarak karşımıza çıkıyor. Dünyanın birçok yerinde kadınların mülk edinme, siyasete katılma haklarının dahi olmadığı bu dönemde bir mücadele başlatan kadınları burada saygıyla selamlıyorum.
Ancak ülkemizde bu tarih yazılırken azınlıklar her zaman olduğu gibi yine es geçiliyor, unutuluyor ya da unutturuluyor. Halide Edip saygıyla anılırken dönemdaşı mektuplaştığı Zabel Yeseyan yok sayılabiliyor.
Değerli Sabiha Sertel’i bu ülkenin feminizm tarihinde haklı olarak çok önemli bir yere oturtulurken yine çağdaşı Elbis Geseratsyan akıllara bile gelmiyor. Ya da kadınların seçme ve seçilme hakkı için mücadele eden ve benim de saygıyla andığım Nezihe Muhiddin’i feminizm tarihi yazarken aynı yıllarda 14 yıl boyunca kadın dergisi çıkaran Hayganuş Mark hatırlanmıyor.
Ben bu vesileyle bu topraklarda kadın mücadelesinin en önemli isimleri olan Ermeni feminist yazar/düşünür ve aktivistleri olan Elbis Geseratsyan, Sırpuhi Düsap, Zabel Asadur, Zabel Yesayan ve Hayganuş Mark’ı buruklukla anmak ve kendilerini sizlere biraz tanıtmak istiyorum.
Bu beş değerli kadını anlatan “Bir Adalet Feryadı” adlı elimdeki kitabı sizlere ve tüm halkımıza okumayı tavsiye ediyorum. Sevgili akademisyen arkadaşlarım Lerna Ekmekçioğlu ve Melissa Bilal tarafından hazırlanan ve Aras Yayıncılık tarafından çıkarılan bu kitap sadece Ermeni toplumunun değil Osmanlı toplumundaki kadın hakları mücadelesini anlamamız bakımından da çok önemli bir kaynak.
Kitap, ismini Hayganuş Mark’ın “Bir kadın olarak yüklendiğim sorumlulukların altında ezilirken, bunun karşılığında bana verilen haklar yok denecek kadar azdı. Feminizmin ‘bir adalet feryadı’ olduğuna iyiden iyiye inanmıştım” sözlerinden alıyor.
İşte bu toprakların önemli düşünürleri, yazarları, aktivistleri olan Ermeni feminist kadınlar hakkında kısa bilgiler vermek istiyorum.
*Elbis Geseratsyan 1830’da İstanbul’da doğdu. İlk Ermenice kadın dergisi olan Gitar’ı yayımladı. Yazılarında, cinsler arasındaki eşitsizliğin nedenlerini çözümledi ve toplumun ilerlemesi için kadının özgürleşmesi gerektiğini savundu.
*Sırpuhi Düsap, 1841’de İstanbul’da doğdu. Romanlarında aşk, evlilik ve aileyle ilgili yenilikçi fikirleri ve kadınlar üzerindeki baskıları dillendirdi. Eserleriyle geleneksel aile kurumuna zarar verdiği gerekçesiyle yoğun tepkiler aldı, ancak bundan hiçbir zaman yılmadı.
*Zabel Asadur, 1873’de İstanbul’da doğdu. Döneminin en önemli yazar, şair ve aktivistlerinden biridir. Kadınlar arasında örgütlü dayanışmayı savundu. Daha 17 yaşındayken kurduğu kadın örgütüyle taşradaki kız çocuklarının eğitilmesi için çaba gösterdi, öğretmenlik yaptı, ders kitapları hazırladı.
*Zabel Yeseyan 1878 yılında İstanbul’da doğdu. Öykü, roman ve makalelerinde cinsler arasındaki toplumsal adaletsizliği dile getirdi.
1909’da Adana/Kilikya bölgesinde başlayan olayları incelemesi için Partikhane tarafından görevlendirildi. Bu toprakların en kara dönemlerinden birine tanıklık etti ve gördüklerini “Yıkıntılar Arasında” kitabında anlatarak dünyadaki tanıklık edebiyatının ilk örneklerinden birini verdi.
Toplumu çözümlemede sınıf kategorisinden yararlanmasının yanı sıra, savaş karşıtı tavrıyla dönemin aydınları arasında kendine özgü bir yer edindi.
*Hayganuş Mark da diğer kadınlar gibi İstanbul’da doğdu. 1885’de dünyaya gelen Mark, 1919’da çıkarmaya başladığı Hay Gin (Ermeni Kadın) adlı kadın dergisini 14 yıl boyunca aralıksız yayımlayarak
Türkiye kadın hareketinde en uzun soluklu kadın dergisi yayımladı. Hay Gin, zamanla her türlü kadın sorununun dile getirildiği bir kürsüye dönüştü.
Hepimiz biliyoruz ki kadınlar, haklarını ancak demokratik ve çoğulcu sistemlerde arayabilirler. Bundan dolayı kadın hakları mücadelesi aynı zamanda bir demokratikleşme mücadelesidir. İnanıyorum ki başındaki örtüsü, mini eteği, dini /etnik kimliği ve dili nedeniyle ayrımcılığa uğrayan, öldürülen, aşağılanan, eşit vatandaşlık mücadelesi veren tüm kadınların “adalet feryadı” 16 Nisan’da #Hayır sesleriyle sandıkları demokrasiyle taçlandıracaktır.
Sözlerimi bitirirken kadın mücadelesine emeği geçen tüm kadınları bir kez daha saygıyla selamlıyorum.
---

Published on Mar 13, 2017
Zabel Yesayan’ın hikayesinden feminist bir tarih..
Alex Çidem'in konukları Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu Tiyatrosu'ndan Duygu Dalyanoğlu ve Aysel Yıldırım idi.
(10 Mart 2017)

BGST’den bir dönem oyunu: Zabel

Zabel YesayanPakrat Estukyan 
Zabel Yesayan Ermeni tarihinde çoğunlukla kadın hareketi içinde değerlendirilen bir figür. Ancak Aysel Yıldırım ve Duygu Dalyanoğlu’nun metninde Yesayan’ın genel anlamda siyasi yönüne vurgu yapılıyor.
Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) tiyatro birimi, kolektif bir çalışmayla, ünlü Ermeni aydını Zabel Yesayan’ın yaşamını tiyatro sahnesine taşıdı. İlk kez 2015’te sahnelenen ‘Zabel’ adlı oyunun rejisini ve metin yazarlığını, aynı zamanda başlıca rolleri paylaşan Aysel Yıldırım ve Duygu Dalyanoğlu üstlendi. Yesayan’ın Türkçede yayımlanmış eserleri ve anıları taranarak oluşturulan metin, bir yaşamöyküsü arkaplanında, 19. yüzyıl sonundan 1930’lu yıllara uzanan bir zaman diliminde, Ermeni tarihine dair çok önemli göndermeler içeriyor. Bu kapsamlı ön çalışma sayesinde, Yıldırım ve Dalyanoğlu, canlandırdıkları karakterlerin ruh dünyasını kavrayıp rollerine yansıtabilmişler. Yıldırım’ın ‘Zabel’, Dalyanoğlu’nun ‘Dudu’ rolü ve özellikle Türkiye’de kadın mücadelesinin öncü isimlerinden Sırpuhi Düsap tiplemesi, bunun açık göstergeleri. İkincil rollerde yer alan Elif Karaman, Maral Çankaya ve Nihal Albayrak da, hem oyunculukları, hem de metne serpiştirilmiş Ermenice sözcüklerdeki hatasız telaffuzlarıyla beğeni topladılar.
Yesayan’ın siyasi yönü
Zabel Yesayan Ermeni tarihinde çoğunlukla kadın hareketi içinde değerlendirilen bir figür. Ancak Aysel Yıldırım ve Duygu Dalyanoğlu’nun metninde Yesayan’ın genel anlamda siyasi yönüne vurgu yapılıyor. Oyun, Stalin zulmünün somutlaştığı bir sahneyle başlıyor. Burada sorgu yargıcı Zabel Yesayan’ı hem Ermeni milliyetçiliği, hem de Fransa hesabına casusluk yapmakla itham ederek suçunu itiraf etmeye zorluyor. Konuşmaların satır aralarında, dönemin en popüler komünist şairi Yeğişe Çarents’in de milliyetçilik suçlamasıyla idam cezasına çarptırıldığı aktarılıyor.
Zabel Yesayan’ın son günlerinden bir sahneyle başlayan oyun, geri dönüşlerle çocukluk ve ilk gençlik yıllarından da ilginç sahneler aktarıyor. Bu bölümlerin arkaplanında hem 19. yüzyıl İstanbulu’na, hem de Ermeni halkının içine düştüğü ‘Bağımsız Ermenistan’ ülküsüyle Ermeni halkının bekasını Osmanlı’nın bütünü içinde gören fikirlerin çatışmasına tanık oluyoruz. İlginç bir şekilde, ayrışma ve ülkeyi demokratikleştirme tartışmaları günümüz Türkiye’sinde önemli ikilemlerden biri.
İki perdeden oluşan oyunun ikinci bölümü ağırlıklı olarak 1909 Adana Katliamı’na odaklanıyor. Bu bölümde özellikle İttihat ve Terakki hükümetinin atadığı yeni Adana Valisi’nin eşi ve ABD Adana Konsolosu’nun eşiyle, Ermeni Yetimhanesi adına Zabel Yesayan arasında geçen konuşmalar, dönemin siyasi aklını algılamak açısından çok önemli ipuçları barındırıyor. Sözde, Ermeni yetimlerin yaşam şartlarını iyileştirmek maksadıyla yan yana gelen üç kadın, ilk birkaç cümlenin ardından ne denli karşıt beklentiler ve hesaplar peşinde olduklarını gizlemeye dahi ihtiyaç duymuyorlar.
Son olarak, Yesayan’ın yaşamöyküsü içinde birbirini kovalayan yıllar yeni bir dönüm noktasına varıyor. 24 Nisan 1915 tevkifatlarından son dakikada haberdar olan Zabel Yesayan, polisleri atlatarak bir hastaneye sığınmayı başarıyor.
Oyunun, Yesayan’ın yaşamöyküsü fonunda bütün bir dönemi başarıyla tasvir ettiği söylenebilir. Anlatının etki gücünü artıran unsurlar olarak Ari Hergel’in beste ve düzenlemelerini, Levent Soy ve Zilan Kaki’nin dekor ve ışık tasarımı da belirtilmeli.
Kaçırılmaması gereken ‘Zabel’, 26 Mart, 11 ve 14 Nisan tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi Demir Demirgil Tiyatro Salonu’nda, 10 Nisan’da ise Kadıköy Moda Sahnesi’nde tekrarlanacak.
http://www.agos.com.tr/tr/yazi/18061/bgstden-bir-donem-oyunu-zabel
--

MP Selina Dogan Commemorates Feminist Armenian Women in the Turkish Parliament

March 8, 2017
ISTANBUL (Agos) — CHP Istanbul MP Selina Dogan commemorated Armenian writers and thinkers Elbis Gesaratsyan, Sirpuhi Düsap, Zabel Asadur, Zabel Yesayan and Hayganus Mark, who are considered as the first feminists of Turkey, in the parliament.
Stating that many things have been said on the occasion of March 8 but the problem remains as it is, Dogan said, “This means that either the way we discuss this issue is not right or we are not sincere.”
Saying that others and minorities are forgotten in the history of women’s struggle in Turkey, Dogan said: “While Halide Edip is naturally commemorated with respect, her contemporary Zabel Yesayan, with whom she exchanged letters, is ignored. While dear Sabiha Sertel has the place she deserved in the feminism history of this country, nobody remembered her contemporary Elbis Gesaratsyan. While Nezihe Muhiddin, who struggled for enfranchisement of woman and whom I respect deeply, was making feminist history, her counterpart Hayganus Mark, who issued a woman magazine for 14 years, is not remembered at all.”
--
ARMEDIA

Սելինա Դողանը Թուրքիայի խորհրդարանի ամբիոնից հարգել է հայ ֆեմինիստների հիշատակը



tert.am
Թուրքիայի ընդդիմադիր «Ժողովրդահանրապետական» կուսակցության հայ պատգամավոր Սելինա Դողանը խորհրդարանի ամբիոնից հարգել է հայ ֆեմինիստների հիշատակը։
Նա խորհրդարանում կնոջ իրավունքների հետ կապված ելույթի ժամանակ քննադատել է այն փաստը, որ Թուրքիայում կնոջ իրավունքների համար պայքարած հայ կանանց չեն հիշատակում, հաղորդում է PanArmenian-ը՝ «Ակոս»-ին հղումով:
Սելինա Դողանը պնդել է, որ եթե հիշատակում են Հալիդե Էդիփին, ապա պետք է հիշատակել նաև Զաբել Եսայանին, 14 տարի առանց ընդհատման կանանց ամսագիր հրատարակած Հայկանուշ Մարկին, ակտիվիստներ Էլբիս Կեսարացյանին, Սրբուհի Դուսափին, Զաբել Ասատուրին։ Սելինա Դողանն իր ելույթի ժամանակ կարճ անդրադարձել է նաև հիշյալ հայ կանանց կենսագրությանն ու գործունեությանը։

--
GAGRULE



Istanbul Armenian MP Selina Doğan commemorated Armenian writers on Women’s day



Feminist Armenian women commemorated in the parliament
CHP Istanbul MP Selina Doğan commemorated Armenian writers and thinkers Elbis Gesaratsyan, Sırpuhi Düsap, Zabel Asadur, Zabel Yesayan ve Hayganuş Mark, who are considered as the first feminists of Turkey, in the parliament.
CHP Istanbul MP Selina Doğan commemorated Armenian writers and thinkers Elbis Gesaratsyan, Sırpuhi Düsap, Zabel Asadur, Zabel Yesayan ve Hayganuş Mark, who are considered as the first feminists of Turkey, in the parliament.
Stating that many things have been said on the occasion of March 8 but the problem remains as it is, Doğan said, “This means that either the way we discuss this issue is not right or we are not sincere.”
Ignoring Zabel Yesayan while commemorating Halide Edip
Saying that others and minorities are forgotten in the history of women’s struggle in Turkey, Doğan said: “While Halide Edip is naturally commemorated with respect, her contemporary Zabel Yesayan, with whom she exchanged letters, is ignored. While dear Sabiha Sertel has the place she deserved in the feminism history of this country, nobody remembered her contemporary Elbis Gesaratsyan. While Nezihe Muhiddin, who struggled for enfranchisement of woman and whom I respect deeply, was making feminist history, her counterpart Hayganuş Mark, who issued a woman magazine for 14 years, is not remembered at all.”
----------------


T24

“Halide Edib, saygıyla anılırken, mektuplaştığı Zabel Yesayan yok sayıldı”

08.03.2017 01:23
CHP'li Selina Doğan, kadın hakları mücadelesinde yer alan azınlık mensubu kadınlara dikkat çekti
CHP İstanbul Milletvekili Selina Doğan, Türkiye’de kadınların hakları için verdikleri mücadelede tarih yazılırken pek çok konuda olduğu gibi ötekiler, azınlıkların es geçildiğini ve unutulmasının tercih edildiğini söyledi.
“Halide Edib, tabiatıyla, saygıyla anılırken, onun dönemdaşı, mektuplaştığı Zabel Yesayan yok sayıldı” diyen Selina Doğan,  bu topraklarda kadın mücadelesine emek veren, Ermeni feminist yazar, düşünür, aktivistlerin  adlarını Elbis Gesaratsyan, Sırpuhi Düsap, Zabel Asadur, Zabel Yesayan ve Hayganuş Mark'ı tek tek saydı ve onların  hayatlarından kısa bir kesit anlattı.
Selina Doğan’ın genel kurul konuşması şöyle:
SELİNA DOĞAN (İstanbul) - Ben aldığım bu söz vesilesiyle tarihin bana yüklediği bir görevi yerine getirmek istiyorum. Dünyada ve Türkiye'de yüzyılı aşkın bir kadın hakları mücadelesi, bir feminizm mücadelesi var biliyorsunuz. Dünyanın birçok yerinde kadınların mülk edinmek, siyasal hakları elde etmek için ciddi anlamda mücadeleleri oldu. Ancak ülkemizde bu tarih yazılırken her zaman pek çok konuda olduğu gibi ötekiler, azınlıklar es geçildi, unutuldu, unutulması tercih edildi. Örneğin Halide Edib, tabiatıyla, saygıyla anılırken, onun dönemdaşı, mektuplaştığı Zabel Yesayan yok sayıldı. Değerli Sabiha Sertel bu ülkenin feminizm tarihinde haklı olarak çok önemli bir yerde dururken, yine çağdaşı Elbis Gesaratsyan akıllara bile gelmedi. Ya da kadınların seçme ve seçilme hakkı için mücadele eden ve benim de saygıyla andığım Nezihe Muhiddin'in feminizm tarihi yazarken aynı yıllarda mevkidaşı, on dört yıl boyunca kesintisiz olarak bir kadın dergisi çıkaran Hayganuş Mark hiç hatırlanmadı. Ben bu vesileyle, bu topraklarda kadın mücadelesine emek veren, Ermeni feminist yazar, düşünür, aktivistleri olan Elbis Gesaratsyan, Sırpuhi Düsap, Zabel Asadur, Zabel Yesayan ve Hayganuş Mark'ı biraz sizlere tanıtmak istiyorum müsaadenizle.
Bu beş değerli kadını anlatan bir kitap var elimde, ismi "Bir Adalet Feryadı." Sevgili akademisyen arkadaşlarım Lerna Ekmekçioğlu ve Melisa Bilal hazırladılar bu kitabı. Kitap Aras Yayıncılık tarafından yayımlandı. Bu kitap sadece Ermeni toplumundaki kadınların mücadelesini değil, aynı zamanda Osmanlı toplumundaki kadın hakları mücadelesi açısından da çok değerli bir kaynak. O yüzden, hepinize okumayı öneriyorum. Kitap, ismini Hayganuş Mark'ın "Bir kadın olarak yüklendiğim sorumlulukların altında ezilirken bunun karşılığında bana verilen haklar yok denecek kadar azdı. Feminizmin bir adalet feryadı olduğuna iyiden iyiye inanmıştım." sözlerinden alıyor. İşte, bu toprakların önemli düşünürleri, yazarları, aktivistleri olan bu feminist kadınlar hakkında size biraz bilgi vermek istiyorum.
Elbis Gesaratsyan 1830'da İstanbul'da doğdu. İlk Ermenice kadın dergisi olan "Gitar"ı yayımladı. Yazılarında cinsler arasındaki eşitsizliğin nedenlerini çözümledi ve toplumun ilerlemesi için kadının özgürleşmesi gerektiğini söyledi.
Sırpuhi Düsap 1841'de İstanbul'da doğdu. Romanlarında evlilik ve aileyle ilgili yenilikçi fikirleri ve kadınlar üzerindeki baskıları dillendirdi. Eserleriyle geleneksel aile kurumuna zarar verdiği gerekçesiyle yoğun tepkiler aldı ancak bundan hiçbir zaman vazgeçmedi.
Zabel Asadur 1873'te İstanbul'da doğdu. Döneminin en önemli yazar, şair ve aktivistlerinden biri oldu. Kadınlar arasında örgütlü dayanışmayı savundu. Daha 17 yaşındayken kurduğu kadın örgütüyle taşradaki kız çocuklarının eğitilmesi için çaba gösterdi, öğretmenlik yaptı, ders kitapları hazırladı.
Zabel Yesayan 1878 yılında İstanbul'da doğdu. Öykü, roman ve makalelerinde cinsler arasında toplumsal adaletsizliği dile getirdi. 1909 yılında Adana Kilikya bölgesinde başlayan olayları incelemesi için dönemin patrikhanesi tarafından görevlendirildi. Bu toprakların en kara dönemlerinden birine tanıklık etti, gördüklerini "Yıkıntılar Arasında" isimli kitabında dile getirdi ve böylece tanıklık edebiyatının ilk örneklerinden birini verdi. Toplumu çözümlemede sınıfı kategorisinden yararlanmasının yanı sıra savaş karşıtı tavırlarıyla dönemin aydınları arasında kendine özgü bir yer edindi.
Hayganuş Mark da diğer kadınlar gibi İstanbul'da doğdu ve on dört yıl boyunca aralıksız yayımlanan Hay Gin dergisini çıkardı.
Evet, neticede, hepimiz biliyoruz ki kadınlar haklarını ancak demokratik ve çoğulcu sistemlerde arayabilirler. Bundan dolayı, kadın hakları mücadelesi aynı zamanda bir demokratikleşme mücadelesidir. İnanıyorum ki başındaki örtüsü, mini eteği, dini, etnik kimliği ve dili nedeniyle ayrımcılığa uğrayan, öldürülen, aşağılanan, eşit vatandaşlık mücadelesi veren tüm kadınların adalet feryadı "hayır" sesleriyle 16 Nisanda sandıklarda demokrasiyle taçlanacak.

J A M A N A K

ՍԵԼԻՆԱ ՏՈՂԱՆ ԽՈՐՀՐԴԱՐԱՆԻ ԱՄՊԻՈՆԷՆ ՎԵՐՅԻՇԵՑ ԿԱՆԱՆՑ ԻՐԱՒՈՒՆՔՆԵՐՈՒ ՊԱՇՏՊԱՆ ՀԱՅՈՒՀԻՆԵՐԸ

Իս­թան­պու­լի ե­րես­փո­խան Սե­լի­նա Տո­ղան Ազ­գա­յին մեծ ժո­ղո­վի եր­դի­քին տակ այս ա­ռա­ւօտ ե­լոյթ մը ու­նե­ցաւ՝ Հա­մաշ­խար­հա­յին կա­նանց օ­րուան առ­թիւ։ ՃՀՓ­-ա­կան ե­րես­փո­խա­նը մատ­նան­շեց, որ Թուր­քիոյ մէջ կա­նանց ի­րա­ւունք­նե­րու պայ­քա­րի պատ­մու­թեան մէջ մո­ռա­ցու­թեան կը մատ­նուին փոք­րա­մաս­նու­թիւն­նե­րը։ Ընդ­դի­մա­դիր պատ­գա­մա­ւո­րը այս կէ­տին վրայ ո­գե­կո­չեց ան­ցեա­լի մէջ կա­նանց ի­րա­ւունք­նե­րու պաշտ­պան հան­դի­սա­ցած շարք մը հայ մտա­ւո­րա­կան­ներ. ինչ­պէս՝ Էլ­պիս Կե­սա­րա­ցեան, Սրբու­հի Տիւ­սաբ, Զա­պէլ Ա­սա­տուր, Զա­պէլ Եսա­յեան, Հայ­կա­նոյշ Մառք եւ այլք։
ՃՀՓ­-ա­կան պատ­գա­մա­ւոր Սե­լի­նա Տո­ղան ընդգ­ծեց, որ կա­նանց ի­րա­ւունք­նե­րու մա­սին թէեւ շատ բան կը խօ­սուի, սա­կայն խնդիր­նե­րը տա­կա­ւին կը մնան առ­կայ։ Ըստ ի­րեն, բնա­կա­նա­բար յար­գան­քով կ՚ո­գե­կո­չուի Հա­լի­տէ Է­տի­փը, սա­կայն չե­ղեալ կը հա­մա­րուի իր ժա­մա­նա­կա­կից­նե­րէն Զա­պէլ Է­սա­յեան, ո­րուն հետ ան կը թղթակ­ցէր։ Ան խորհր­դա­րա­նի ամ­պիո­նէն ցոյց տուաւ նաեւ «Bir Adalet Feryadı» ա­նուն գիր­քը եւ ը­սաւ, թէ այդ մէ­կը շատ կա­րե­ւոր աղ­բիւր մըն է՝ Օս­մա­նեան շրջա­նին կա­նանց ի­րա­ւունք­նե­րուն հա­մար տրուած պայ­քա­րին տե­սան­կիւ­նէն։
Չորեքշաբթի, Մարտ 8, 2017




Ermeni feminist yazar Sırpuhi Düsap için okunan "hokehankisd" duasına [ayini ruhani] katılıp, kendisini mezarı başında andık.
Asdvadz hokin lusavore...
Աստուած հոգին լուսաւորէ:
-
Bugra Poyraz


Feminist aydın Sırpuhi Düsap'ı andık.


--

Տողան խորհրդարանին մէջ խօսած է Թուրքիոյ մէջ կանանց իրաւունքները պաշտպանած հայուհիներուն մասին


ՊՈԼԻՍ, «Մարմարա», «Ակօս».- Մարտ 8ին՝ Կանանց միջազգային օրուան առիթովԹուրքիոյ խորհրդարանին մէջ կայացան ելոյթներորոնք ընդհանրապէս ուղղուած էինԹուրքիոյ մէջ կիներու դէմ շարունակուող բռնարարքներուն եւ ճնշումներուն։
Այս կապակցութեամբ ելոյթ մը ունեցաւ նաեւ ընդդիմադիր Հանրապետական ժողովրդային կուսակցութենէն հայ երեսփոխան Սելինա Տողան, որ տպաւորիչ կերպով յիշեցուց կանանց իրաւունքներուն համար պայքարած հայուհիները եւ այսօր հանրութեան կողմէ անտեսուող անոնց տարած աշխատանքը։ Տողան ըսաւ, որ անշուշտ արդար հպարտութեամբ կը յիշուի Հալիտէ Էտիպը, բայց անգոյ կը նկատուի Զապէլ Եսայեան մը, որուն հետ կը թղթակցէր նոյն Հալիտէ Էտիպը։ Նաեւ, «Յարգանքով կը յիշուի Սապիհա Սերթելը, բայց կը մոռցուի Էլպիս Կեսարացեանը։ Բոլորս ալ կը յարգենք Նեզիհէ Մուհիտտինը, բայց կը մոռցուի Հայկանոյշ Մարքը, որ 14 տարի, հայ կիներու անունով պարբերաթերթ հրատարակեց», ըսաւ Տողան, ներկաներուն ցոյց տալով կանանց իրաւունքներուն համար պայքարած հայուհիներու մասին հրատարակուած գիրքը, որ կը կոչուի «Արդարութեան Ճիչ Մը» («Պիր Ատալեթ Ֆերիատը»)։
Տողան յիշեց նաեւ Սրբուհի Տիւսափի, Զապէլ Ասատուրի ու այլ հայուհիներու բերած նպաստները։ Ան նաեւ անդրադարձաւ Թուրքիոյ կանանց դէմ գործուած բռնութիւններուն ու ըսաւ, թէ բոլոր այս կէտերը նկատի առնելով՝ «ո՛չ» պէտէ է ըսել Ապրիլ 16ի հանրաքուէին։
Asbarez.com

------------------------------

No comments:

Post a Comment